26 Mart 2018 Pazartesi

EBEVEYNLİ OYUN GRUBU

    Cihangir hızla büyürken, içimden "zaman biraz yavaşla yetişemiyorum hızına" diyorum :) O hızla büyürken bloga daha az vakit ayırır oldum. Yazılacak yazılar birikti ve blogta paylaşımım gecikti. Takdir edersiniz ki oğlumla geçirdiğim en kıymetli zamanlar...Anneye en çok ihtiyaç duyduğu dönemler...Çünkü bu hayatta geçip giden ve asla geri alamayacağımız şey zamandır...Çocuğumuz gün be gün büyürken her anın tadını çıkaralım ve onların yaşadıkları andan keyif almalarını sağlayalım. Mutlu bir çocukluk, çocuğumuza verebileceğimiz en büyük hediyedir...Tabii bu süreci hem evden çalışıp, hemde çocuğumla birlikte olmama olanak verip, destekleyen patronum "Seçkin Bey" ve "Canım Eşime" sonsuz teşekkürler...
    Cihangir büyüdükçe ihtiyaçları da değişiyor tabii. Oyun arkadaşı evde ben, babası, anneannesi ve  dedesiydi. 2 yaşına geldiğinde onun kendi akranları ile birlikte olması, eğlenerek yeni şeyler öğrenip güzel vakit geçirmesi için "ebeveynli oyun grubu" arayışına girdim. Bu oyun grubu aynı zamanda, ilerleyen yıllarda anaokulu öncesi için alıştırma ve anaokuluna yumuşak bir geçişte sağlayacaktı. Anaokuluna başlarken oryantasyon süreci denilen kısa süreyi ben daha geniş yıllara yayarak yapmak istiyordum ve yolum "Gymboree" okulu ile kesişti.


      Gymboree sadece bir oyun grubu değil. Ayrıca "art", "music", "english", "global kids", "sport & fitness" gibi programları var. Kayıdımızı ilk "play & learn" olarak başlasakta sonrasında hemen hemen tüm programları denedik. "Play & Learn"oyun grubuna 3 yaşına kadar, Cihangir'in tercihi doğrultusunda "music" ve "art" programlarına 4 yaşına kadar devam ettik. Okul program isimlerinin yabancı olması da okulun kendisinden kaynaklı. İngilizce ve Türkçe dili bir arada kullanan bir programa sahip. Örneğin "art" dersi türkçe ve ingilizce bir arada işleniyor. Burayı tercih sebeplerimden biri de Cihangir'in ingilizceye olan yatkınlığı... (Bu konu ile ilgili 2 yaş ikinci dil öğrenmeye başladığı yazı için buraya ve ingilizce kelimeleri öğrenmeye başladığı yazı içinse buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. ) Konuyu dağıtmamak için tekrar Gymboree ile ilgili tecrübelerimi aktarmak isterim...


      Gymboree, "Play & Learn programı çocuğun sebep ve sonuç ilişkisi, ikili iletişim, motor planlama, hayali oyun canlandırma, dinleme ve dil becerilerini geliştirmeye yönelik aktivitelerin yer aldığı, çocuğun zihinsel, sosyal ve fiziksel becerilerini geliştirmeye yönelik, hem beyni hemde bedeni çalıştıran çeşitli aktivitelerden oluşur" şeklinde tanımlıyor...
        Bu tanımlamalardan daha çok beni ilgilendiren, bu kurumun öğretmenlerinin çocuklarla iletişimi, kullanılan oyun parkurunun güvenli olması ve ilgi alanı değişen, çabuk sıkılan küçük yaştaki bir çocuğun ilgisini sıcak tutacak yeterli ekipmanlara sahip olmasıydı. Ve en önemlisi de Cihangir'in bu okulu sevmesiydi. Özellikle kış ayında, yağmurlu ve soğuk günlerde Cihangir'e çok iyi geliyordu. Enerjisini bolca atabildiği parkurun yanında, yaşıtlarıyla bir arada oluyordu.Çünkü tek amacım eğlenmesi ve keyifli vakit geçirmesiydi. Mutlu olan çocuk zaten herşeyi hızla öğreniyor...
      Gymboree Play & Learn Programını daha da açmak gerekirse; kendi yaşıtlarıyla bir arada olduğu bir oyun grubu. Bu yüzden çocuklar kendi yaş seviyelerine yakın veya aynı olan akranları ile birlikte her hafta farklı konular işleyerek oyun oynuyorlar. Örneğin; karnaval, yağmur ormanları, uzaya yolculuk, Gymbo'nun spor kampı, okyanus macerası, hayvanat bahçesi, dinazorlar, marketteyiz, çiftlikteyiz gibi konular işleniyor. Her hafta işlenen konuya göre oyun parkuru da değiştirilip düzenlenerek çocuklara sunuluyor. Böylece çocuk her hafta farklı düzenlenmiş oyun parkuru görünce sıkılmıyor. Cihangir bu yüzden en çok oyun alanını sevdi. 
   








           

















             Çocukların çok sevdiği okul maskotu Gymbo... Her ders bitiminde ortaya çıkıp, çocuklarla dans edip, sonra öpücük dağıtarak, herkese güle güle diyen "Gymbo" :)




     Her Gymboree üyesinin yararlanmasına olanak verildiği "serbest zaman" denilen,  haftanın belirli gün ve saatlerinde, oyun parkurunu "oyun grubu" dışında kullanabiliyor. "Serbest zaman" da her yaş seviyesinden çocuklar karma bir şekilde bir araya geliyor. Bahçeşehir'de otururken, Gymboree'ye çok yakındık. Özellikle kışın tüm "serbest zamanlara" Cihangir'i götürdüm. Genellikle kalabalık olmuyordu. Bazen ise sadece Cihangir oluyordu. Sanki oyun parkuru Cihangir'e özel gibi oluyordu :) Cihangir'in keyfine diyecek yoktu doğrusu :))
      Bunun yanında, Gymboree anaokulu ve Gymboree programlarından tüm farklı yaş seviyesindeki çocukların katıldığı, 2 hafta da bir partiler ve etkinlikler oluyor. Çok güzel ve keyifli geçiyor. O yüzden onu ayrı bir yazı olarak yayınlacağım :)















     Oyun grubunun en güzel tarafı çocuğunuzun yanında olup, her anına, gelişimine an be an şahit olmak. Annesi veya babası yanında olan çocukta herhangi bir kaygı ve korku olmadan oyunların tadını çıkarıyor ve aynı yaş seviyesine sahip olan çocuklu ebeveynlerle, ortak nokta da buluşmuş oluyorsunuz. Bu durum ebeveynlere de çok iyi geliyor.








          Gymboree oyun grubu alanında, dünya çapında 0-5 yaş grubu çocuklara 40 yılı aşkın bir süredir, 40'ı geçen ülkede 550 merkezle çocuk programlarında hizmet verdiklerini belirtiyorlar. Daha detaylı bilgiye kendi sitelerinden, http://www.gymboreeclasses.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.
          Oyun grubunu oğlumla birlikte deneyimlemiş bir anne olarak söyleyebilirim ki, Cihangir çok mutlu ve keyifli zamanlar geçirdi. Bende burada çocuğuma gösterilen eğitim ve ilgiden çok memnun kaldım. Gymboree Bahçeşehir şubesindeki eğitim kadrosunda yer alan öğretmenlere ve idari kadrosundaki herkese, okul müdüresi Sibel Hanım'a sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
         "Art", "Music" programları ve Gymboree parti etkinlikleriyle ilgili deneyimlerimizi bir sonraki yazımda aktaracağım. Herkese çocuğuyla sağlıklı ve mutlu zamanlar dilerim.

23 Şubat 2018 Cuma

ÇOCUKLARDA MAHREMİYET EĞİTİMİ

   
     Hayat iyi ve kötü insanların karışımından oluşuyor. Bazen insanların yaptıkları kötülükler, akıl almaz boyutlara ulaşıyor. Televizyonda çocuk istismarı haberlerini görmek çok üzücü...
     Her anne ve baba gibi bizde çocuğumuzu, dışarıda tanımadığı kişilere karşı mesafeli olması konusunda uyarıyoruz. "Tanımadığın birisinden yiyecek alma...", Kim olursa olsun ve seni kim çağırırsa çağırsın, tanıdığın bir kişi bile olsa bize sormadan  gitme. Önce bize sor...", "Tanımadığın biri çağırırsa asla onunla gitme", "Kıyafetini kimse çıkaramaz..." bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün ama Cihangir daha 4 yaşında ve bu söylediklerim onu koruması için yeterli mi acaba ? diye düşünmeye başladım.
       Bu yüzden Pedagog Dr. Adem Güneş'in, "Nezaket ve Zerafet için Mahremiyet Eğitimi" kitabını aldım. Kitap ev içinde davranışlarımızla çocuğun kendi sınırlarını belirlemesini sağlıyoruz. Kötü niyetli biri bu sınırları ihlal etmeye meyillendiği anda, çocuğun bunu hemen fark etmesini ve uzaklaşmasını amaçlıyor. Kitapta bu durumla ilgili maalesef üzücü örneklerde var. İstismara uğrayan çocuğun ailesinden bu durumu saklaması ve ailenin çocuğun davranışlarından bunu nasıl anlayabiliceğine kadar konuyu derinlemesine işlemiş bu kitap.  Bu konularda her ebeveynin daha bilinçli olmasını, çocuklarına karşı daha dikkatli ve titiz davranması gerektiğinin altını çiziyor. Her ailenin bu kitabı okumasını öneriyorum.
      Bir diğer hususta Devletimizin, Adalet Bakanlığımızın çocuk istismarının önüne geçilmesi ve çocuklarımızın korunması için yasaların revize edilip, cezaların ağırlaştırmasını her anne gibi bende istiyorum.
      Çocukların hayatta hafızalarında kalacak tek iz, tek ağlama sebepleri, koşup oynarken düşünce diz kapağında oluşan küçük yaralar olsun...Tüm çocukların güven ve huzur içinde büyümelerini diliyorum...


       Kitabın arka kapak yazısı....

       Birçok anne-baba çocuklarını kötü niyetli kişilerden korumak için "tanımadığın biri sana şeker verirse oradan kaç" gibi tavsiyelerde bulunur. Bir kısım anne-baba da çocuklarının iyiliği için baskı kurup korkutmak, onları tehdit edip sindirmek zorunda olduklarına inanır.

      Çocuğu korkutarak ve ürküterek mahremiyet bilinci kazandırmaya çalışmak, onu sosyal yaşamda korunaksız kılar. Böylesi çocuklar hayata dair güvensiz, başkalarına karşı şüpheci, dost ve arkadaş edinmede yeteneksizdirler...

      Halbuki "Mahremiyet Eğitimi" bir nezaket eğitimidir...Bu sayede çocuk kendini saygın hisseder, olumsuz bir tavır karşısında güçlü bir duruşla kendini koruyabilir.

      Pedagog Dr. Adem Güneş bu eserinde, bir yandan çocuklara "zarafet ve nezaket" kazandıran, diğer yandan kendilerini kötü niyetli kişilerden koruyacak güce eriştiren "Mahremiyet Eğitimi'nden " bahsediyor. Her anne-babanın ve öğretmenin bilmesi gereken temel prensipleri adım adım okuyucusuyla paylaşıyor.